11 Nisan 2013 - 18:14
Temel sorun inançlarla ilgilidir

Allah’ın adıyla Hak İslami bir dünya görüşüne sahip olmayan kimseler, varlık âlemini doğru değerlendirme imkânına sahip olamazlar. İslami dünya görüşü derken varlık âlemiyle ilgili tanımlamadan bahsediyorum. Müslümanların İslami dünya görüşlerini, inançları belirler. İnançlardaki yanlışlık, varlığın yanlış okunmasına sebep olmaktadır. Varlığı doğru okuyamayanlar, olayları da doğru okuyamazlar.

Bir müslümanın İslami dünya görüşü yanında birde islamın öngördüğü bir ideolojik yanı da vardır. Olması gerekenleri islamdan hareketle belirleme yanı da olmalıdır. İslami dünya görüşü temelinde, İslama dayalı olarak olması gerekeni belirleme yanına sahip olan Müslümanların hak yolda olmalarının temelinde inançları vardır. Dünya görüşü zorunlu olarak ideolojileri belirleyici olup olmadığı tartışmalı olsa da, hak inanç temelinde hakka dayalı bir ideoloji ile doğru bir gelecek belirlenebilir.

Bugün ülkemizde İslami gurup ve cemaatlerin Büyük Şeytan ve dostlarıyla aynı yolun yolcusu olmalarının arka planını iyi anlamak gerekiyor. NATO’cu ve Amerikancı bu İslamcı toplulukların, bu batıl yolda olmalarını sağlayan bir temel olmalıdır. Özellikle iktidara endeksli olarak Amerika’nın bölgeyi düzenlemesinde yer almanın, bunu dini bir görev olarak da görmenin bozuk bir temeli olmalıdır. Büyük Şeytan’la aynı hassasiyetlere ve aynı düşmanlıklara sahip olamanın elbette ki batıl bir temeli vardır. İslam inkılâbı ve Hizbullah düşmanlığı yapmada Büyük Şeytan’la yarışa girme nedensiz değildir. Üstelik bu yarışın içerisinde olmalarını inançlarının bir gereği görmenin izahı olmalıdır. Suriye’de tüm şer odaklarıyla ortak bir cephede mücadele edenler, Büyük Şeytan’ın yardımlarının azlığından yakınıyorlar.

Dinden, Kur'an’dan, Tevhidden, tefsir çalışmalarından söz edenler emperyalizmin gönüllü köleleri olarak ve arkalarını Büyük Şeytan’a dayamanın güveniyle esip gürlüyorlar. İnkılabi Müslümanlara karşı her tür edebi devre dışı tutan bir dili rahatça kullanabiliyorlar. Büyük Şeytan’dan aldıkları güçle komşu devletlere çeki düzen verecek bir dil ve tutum içerisinde oluyorlar. Evrensel istikbarla birlikte olan siyasal iktidar ve bu iktidarla ortak olanlar bölgeye nizam vermeye kalkıyorlar. Bu yanlışlıklarının temelinde, inançları gelmektedir.

Amerikancı Müslümanların baştan kaybettikleri ve yanlışın içerisinde oldukları konu, temel inançlardır. Bu söylediklerimizin de temelinde Allah’ı tanıma problemi yatmaktadır. Tevhidi bilmeyenler, Kuran’ı doğru anlayamaz, Resulünü bilemezler ve İslam'ı doğru anlayamazlar. Tevhid konusundaki cehalet ve yanlışlık, tüm yanlışlıkların temelini oluşturmaktadır. Tevhid inançlardan bir inanç değil, tüm inançların ve İslam'ı doğru anlamanın altyapısıdır. Bu konudaki yanlışlık, her konuda yanlışlığı beraberinde getirecektir.

Amerikancı İslamcıların en büyük cehaletlerinden biri ve başında geleni, Şia’nın temel inançlarının yanlış olduğuna dair inançlarıdır. Bu yaklaşımda bulunan Amerikancı İslamcıların ortak yanları, Şianın inanç yapısı konusundaki cehaletleridir. Halbuki Ehli Beytin yolu Kur'anın ve Resulü Ekrem’in yoludur. Ehli Beytin başı zaten Resul’ü Ekrem’dir. Türkiye’de Kuran’dan ve İslamdan bahseden ve Şia düşmanlığı yapanlar ne Şia’yı tanımışlardır ne de kendi inanç temellerini tanımışlardır.

Korku, çıkar ve cehalet kurbanı olan Amerikancı İslamcılar, işin başında Allah’ı tanımamışlardır. Allah’ı tanımayanlar Resulü tanıyamazlar ve asla İslamı doğru bilemezler. Cehalet kurbanı olmuş bu İslamcı kesimler, tevhidi öğrenmeye davet edilmelidir. Eğer başka hastalıklarını yenebilirlerse ve cehaletlerini gidermede adım atarlarsa batıl zanlarından da kurtulmuş olurlar.

Bu çevrelerin şunu bilmeleri gerekir. Onlar asla Allah Teala hakkında doğru bir inanç sahibi olmak için çaba sarf etmediler. Tevhid konusunu Allah’ı doğru tanımamış İbni Teymiye’den öğrenen bir kimse, bu cehaletini her tarafa yansıtır. Pir olarak gördüğünüz İbni Teymiye, Allah’ı doğru anlama noktasında doğru bir görüş sahibi olmamış ve sınırlı bir tanrı inancına sahiptir. O, Allah’ı semada tasavvur etmiştir. İbni Teymiye’ye teslim olduğunuzda zannediyorsunuz ki hak ehli oldunuz. Ama bir Şii müslüman, ilmin kapısı İmam Ali’den tevhidi öğrenirse batıl anlayışta oluyor. Bu kafayla ne tevhid ne de İslam anlaşılır. Akletmeyi ve düşünmeyi bilmeyenler, doğru bir yönteme sahip olmayanlar bir ömür boyu okusalar kendilerini batıldan kurtaramazlar.

Hak bir imama uymayandan daha batıl yolda olan kim olabilir ki? Kendilerini hak inanç sahibi gördükleri için Şia’yı mahkûm edenler, keşke ne durumda olduklarını bilseler. Bu kardeşlerimiz ne durumda olduklarını bilmiyorlar. Kabul ettiğiniz hadis kitaplarına bakın bakalım Allah nasıl tanıtılmış. İnceleyenler görecekler ki Sünni hadis külliyatlarında tevhidle ilgili bilgi verilmediği gibi, Kuran’da anlatılanlarla asla örtüşmeyen izahlar vardır. Sünni külliyatlardaki anlatımları inceleyen bir kimse, Resul’ü Ekrem’in Allah’ı tanıtmayla ilgilenmediğine şahit olur. Bunu anlamak için hadis kitaplarının tevhid bölümüne bakmaları yeterlidir. Sahihi Buhari ile Usulü Kâfi’nin tevhid bölümünü mukayese edenler meseleyi kavrayacaklardır. Usul’ü Kâfi’den tevhidi yeni okuyanlar, tevhidi belli oranda yeni öğrendiklerinin farkına varacaklardır.

İnanç konusunda öncü kabul edilen Eşari, Maturidi, İbni Teymiye ya da dört mezhep imamı gibi şahsiyetler doğrudan tevhid konusuyla ilgilenememişlerdir. Bunun şahidi onların sözleridir. İbniTeymiye, doğrudan konuyla ilgilenemediği için bu konudan bahsederken hemen mezarlara girmiştir. Ondan mezarları okuyanlar da tevhidi öğrendiklerini sanmışlardır. Mezarlara başlarınızı sokarak Allah’ı tanıyamazsınız. Allah’ı biraz tanısanız mezarlarla uğraşmazsınız.

Şia, tevhidle ilgilenmiş mi? Şia kaynaklarını açıp okuyalım. Şianın tevhid konusuna nasıl inandığını anlamak için şianın kaynaklarına bakın. Şiayı mahkûm edenlerin ortak yanı, şiayı kaynaklarından tanımamalarıdır. Bu konuda araştırma yapan bir kimse görür ki masumlar tevhid konusunun tüm boyutlarını izah etmişlerdir. İmamların dilinden tevhidi okuyan kimse ancak imamlar sayesinde bu konuda anlayış sahibi olduğunu görecektir. İmamları okuyan kimse bakacak ki bu konuda konuşmak, ancak ilim verilenlere hastır.

Masum imamların tevhid konusundaki anlattıklarını öğrenmemeye ve okumamaya karşı yeminli olunmuş gibi davranılmasa, sorunlar büyük oranda çözülecektir. İlmin kapısının tevhidle ilgili sözlerini okumamayı sürdürmek akıllı bir müslümanın yapacağı bir tutum olmamalıdır. İmamları okuyanlar, bu konularda hakkı bulacaklardır. Bunun böyle olup olmadığını anlamanın yolu imamamların tevhid konusundaki sözlerini okumaktır.

Eğer Müslümanlar tevhidi masumlardan okusalar, o zaman şianın inanç yapısını asla mahkûm etmezler. Cehalet, mahkûmiyete sebep olmaktadır. Bu sorunu aşsalar birçok sorunu iyi değerlendirdikleri gibi, Suriye sorununu da doğru değerlendirirler. Suriye konusunda sizleri Amerika ve uşaklarıyla birlikte tutan, şianın inançlarının yanlış olduğuna dair batıl inancınızdır. Bundan dolayı kalıcı bir tehlike olarak gördüğünüz şiaya karşı, geçici tehlike gördüğünüz uşaklarla ya da büyük şeytanla birlikte olmakta mahsur görmüyorsunuz.

Ehli Beyt imamlarının dilinden tevhid konusunu okumaya hiçbir müslüman uzak durmamalıdır. Maalesef ki Müslümanların çoğu neden imamlardan bu konuyu okumadıklarını bilmiyorlar. Ama şunu da söyleyeyim ki İslamcı grup önderleri açısından İslam, asla masum imamlardan öğrenilmemelidir. Çünkü masumları okuyanlar, başkalarına iltifat etmezler. Emperyalizmden yana olan İslamcı guruplar, Müslümanlar Ehli Beyt imamlarını okur diye ödleri patlıyor. Cehalet üzerine kurdukları binaları çökecek. Onlar bunu hesap etsinler. Allahın rızasının hesabını yapanlar da artık uyansınlar.

Temel sorun, temel inançlardaki yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Sorunlarımızı temel inançlarımızı öğrenerek çözebiliriz.

HÜSEYİN TAŞ